Haftasonu Keşfi

Trafik, beton yapılar, kalabalıklar, şehirlerin köleleşmiş insanları ve dolayısı ile yoğun stres altında  boğulmuşluk hissi yani 

4 elementimiz,  “eksiliyorum, çözüm üret” error (hata) diye bağırma sinyalini vücudumuzdan zaman zaman alıyoruz.  !!!

Hafta sonları dost ve arkadaşlarla eşsiz doğanın keşfine çıkmaya başlayalı zihin ve bedenimin  yeniden canlandığını, hatta rahatladığını farkediyorum. Makineleşmiş zihin ve beden, taşınması zor tonlarca ağırlıkla bir yük ile hareket ettiğini sanıyor ve yorgun hissediyor.

Bu çerçevede, haftasonu rotamızı Isparta İli, Merkez İlçeye bağlı, Güneyce ve Çukur Köyleri arasında kalan, bilinmeyenlerle ve sırlarla dolu mistik bir bölge olan Kapıkaya Antik Kenti yani harabelerine çevirdik. Helenistik döneme ait,  hatta Tunç devrinden kaldığı da tahmin edilen Sandallion, Minassos, Tityassos gibi kentlerden biri olabileceği de düşünülüyor. Güneyce Köyü ilerisinde  araçtan iniş yaparak yaklaşık 5 veya 6 km kadar yürüdükten sonra karşınıza devasa ve heybetli görüntüde ortası ince toprak yol olan, heyecan verici iki kaya çıkıyor. Yürümeye devam ederken surları, tiyatro alanını ve yanlardaki kayalarda nişler oyularak ostotekler (külkabı) yapıtlarını, ardından biraz ileride, üzerinde heykeltıraşlı lahit mezar ve kapaklarını görüyoruz… Eserlerin bir kısmı, yer yer rastgele kaçak kazılardan yok edildiği anlaşılıyor.
Dikkatimi en çok çeken, merak ve heyecan uyandıran bir yer vardı ki kentin güneybatısında, antik basamaklarla  ulaşılan doğal mistik bir mağaraydı… 

Tarifi çok zor muhteşem bir manzarayla karşılaşıyoruz..
Mağara içinde yere devrilmiş, hala yaşamayı başaran kocaman bir ceviz ağacı dikkat çekiciydi. Yine farklı bir esinti ile birlikte çok gizemli bir atmosferde buluyorsunuz kendinizi …

Yaklaşık bir saat mağara içinde vakit geçirdiğimizin farkına bile varmadık.  

Ardından yeniden dönüş yolundaydık.

Yaşamımız içinde haftada bir günümüzü, güzel insanlarla tanışıp,  bağ kurmakla geçirmiştik…

Ağacı, çiçeği, böceği, köyü, yaylası, ormanı, kuşu ile hafifleyerek, coğrafyamızı tanımaya çalışmıştık.
Kilometrelerce yürüyüp, tırmanışlarla dağların zirvelerine ulaşmanın aslında insanı ne kadar farklı bir forma soktuğunu hissediyorsunuz.

 Yorgunluğunuzun üstüne, açık havada, ilk defa gördüğünüz insanların da içinde olduğu dostlarla birlikte, kumanyalarınızı sohbet eşliğinde paylaşmanın mutluluğu da ayrı bir haz veriyordu insana. 

 Vücudundaki eksik elementleri güçlendirmeyi isteyenler için gidilesi,  görülesi yerleri ertelemeyin ve mutlaka programınıza alın.
Haftada bir doğaya çıkın, nefes alın, hafifleyin…

Bol neşeli, sağlıklı mutlu huzurlu ve en önemlisi sevgiyle kalın…

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir