Söz Verdik, Yine Gittik

Bir gönül yapamazsan, yıkıp viran eyleme. “
Daha önceki yazımda cevaplarını aramak üzere, Yunus Emre’nin uğradığı bölge olan Isparta’nın Gönen İlçesi’ne tekrar gideceğimi yazmıştım.
Tekrar bölgeye giderek yaptığım araştırmanın sonucunda birebir bilgi alabileceğim değerli bir dede olan Mustafa Özgün’ü buldum… Yüreği insan sevgisi ile dolu, güler yüzlü, hoşgörülü, mesleğini “arıların işçisiyim” diye tabir ederken aslında arıcılık ile uğraştığını ve yaşına rağmen son derece dinamik bir hak insanı ile tanışmış oldum.
Resmen tarihi bir değer diyebileceğim Mustafa Özgün dedenin 91 yaşında olduğunu öğrenmek ise daha da ilgi çekiciydi. Mustafa Dede’nin yaşı 91’di ama hâlâ gençlere taş çıkaracak şekilde sağlıklı ve dinçti. Hatta araba kullanıyor ve tüm işlerini kendi görüyordu… Sanırım bu güç ve kuvveti, yetiştirdiği arıların ballarından alıyordu…
Biraz soluklanıp, hoş sohbetimize Yunus Emre’nin bölgedeki konaklaması ile ilgili detayları konuşmayla başladık. Sohbet ilerledikçe hiç kimsenin o bölgede ve o döneme ait Yunus Emre ile ilgili yaşanmış hikâyesinin olmadığını net görmüş olduğumu fark ettim…
Bu arada, Yunus Emre’nin Gönen’deki türbesi ile ilgilenen Mustafa Dede’nin ailesinin bir de dernek kurulmasına vesile olduklarını öğrendim. Derneğin asli görevi Yunus Emre türbesinin bakım onarım ve koruma ile ilgili bir çok misyonunun olması da çok önemli bir detaydı.
Bu arada Mustafa Dede’den Yunus Emre ve başka diğer önemli zatların türbelerinin bakım onarım gibi bir çok faaliyette misyon yüklenen bir derneğinin olduğunu da kendisi anlattı.
Dedemizin söylediğine göre, derneğin adı ise “Isparta İli Gönen İlçesi Yunus Emre Balım Sultan ve Şeyh Sadettin Türbesi Turizm ve Tanıtma Derneği” ve halen aktif. Yine bu dernek özellikle her yıl Yunus Emre konulu kültürel ve sanatsal etkinlikleri bu dernek bünyesinde yapıldığını anlatan Mustafa Dede yine damadı Kamil İçöz’ün ise bu derneklerden birisinde yoğun faaliyet gösterdiğini de dile getirdi.
Ancak Mustafa Dede, derneğin ekonomik koşullar nedeniyle son yıllarda etkinlikler konusunda sekteye uğramış olduğunu ise duygusal bir ifade ile dile getirdi. Yine Mustafa Dede, derneğin başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere herhangi bir kamu kuruluşundan bu güne kadar hiçbir destek alamadıkları için Gönen’deki bu kültürel faaliyetler zamanla kaybolduğunu üzülerek anlattı.

ISPARTA VALİLİĞİNE ÇAĞRIDA BULUNDU
Sözlerine bir çağrıda bulunarak devam eden tarihi değer Mustafa Dede, ülkemizde giderek kültürel ve sosyal yozlaşma yaşandığını ve bu günleri anlatırken, Isparta Valiliği’ni ise bu kültürel mirasa ve faaliyetlerine destek vermesini beklediklerini dile getirdi.
TUĞRA BELGELİ KİTAPLA DURUMU İZAH ETMEYE ÇALIŞTI
Bu arada Mustafa Dede, bana bir tarihi kitap uzattı. Elime alıp gözden geçirdiğim kitaptan anlıyoruz ki Gönen’in tüm değerleri derlenip toparlanarak kaleme alınmış. Hatta kitabın bir bölümünde ise Tuğra (II. Mahmut) yazıyordu… Kitap da ki belgeden anlaşıldığı üzere Yunus’un türbesinin tapusu (Tuğra), yüzyıllar öncesinden verilmiş, hatta bakım ve sorumluluk yükleyen değerli bir tarihi nitelik taşıdığını anlıyoruz.
MANA SIR OLMUŞ MANASTIR
Öte yandan, türbenin bulunduğu yerin eski adının “Mana-Sır” iken, zamanla değişime uğramış ve bu günkü adı ile “Manastır” olduğunu anlıyoruz. Bu arada, Yunus Emre’nin türbesi ilçeye 2 veya 3 km uzaklıkta bulunuyor. Mustafa dede, bu mahalle hanesinin, yıllarca 17 haneli olduğunu, ne eksilip ne arttığını söylerken sürekli 17 hane kalması benim için dikkat çekici bir detaydı.
YUNUS’UN DOSTU BALIM SULTAN
Yine dedemizin iddiasına göre, Yunus Emre’nin Gönen bölgesine neden gelmiş olabileceğini sorduğumuzda ise sebebinin “Balım Sultan” olduğunu ifade etti. Balım Sultan’ı bilmeyenler için, O’nun da Anadolu erenlerinden oluşu, bir araya gelişleri tesadüf olmadığını düşündürdü…
Yine rivayete göre anlaşılan o ki, ilk önce ilçeye gelen Balım Sultan ve bir süre sonra onun ardından dostu ve yoldaşına uğrayan Yunus Emre olduğu fikri oluşuyor. Bugüne yansıyan kısıtlı bilgiye rağmen anlaşılan o ki burada birlikte biraz vakit geçirmişler… Aslında Yunus Emre ve Balım Sultanla ilgili tek ve net hikaye bu … Konuyu irdelememizden bu sonucu çıkarıyoruz…
YUNUS EMRE…
Bilindiği üzere Horasan’dan Anadolu’ya gelen Hoca Bektaşi Veli ve beraberindekiler, Türk soyundan olan Türkmen öncülerdir. Anadolu’nun aydınlanmasına, Türk Kültürü ve dokusunun tüm damarlara yayılmasına ve ilmek ilmek dokunmasına öncülük ettiklerini birçok tarihi kaynaktan anlıyoruz. Yine anlıyoruz ki Anadolu bu büyük zatların çabaları ile Anadolu Türk yurdu olmuştur.
“Bir ben vardır bende, benden içeri”
Zamanla Yunus, bu yolculukta bir yol kat edemediğini düşünür ve dergâhtan ayrılır.
İl il, diyar diyar gezmeye başlar… Gittiği her yerde insanlara dokunarak hoşgörü ve insan sevgisini anlatır… Hatta bu süreçte ise insana dokunan ve düşündüren bol bol şiirler ve deyişler yazar. Şiirlerini “Oğuz Türkçesi” ile yazdığı bilinmektedir. Türk dili ve edebiyatının ışığını yakan büyük bir Türk şair, düşünür ve ozanıdır. Bana göre eski Yunan felsefecilerinden öte ileri düzeyde bir filozof ve felsefecidir…;
“Ete kemiğe büründüm.
Yunus diye göründüm.”
“Cümleler doğrudur, sen doğru isen,
Doğruluk bulunmaz, sen eğri isen.”
Kaldı ki bunu bu dizelerden bile rahatlıkla anlayabiliyoruz. Bilindiği üzere Yunus Emre’nin tahminen üç bin kadar şiir yazdığı fakat günümüze ulaşan şiir sayısı bin civarında olduğu anlaşılmaktadır.
Rivayete göre, Yunus’un ölümünden sonra şiirleri Molla Kasım’ın eline geçer. Bir nehir kenarında şiirleri okumaya başlar. Kendince bazılarını, “şeriata uygun değil” diyerek yok eder. Molla Kasım öyle bir beyite rastlar ki, bunu uhrevi bir mesaj olarak algılar ve şiirleri yok ettiğine pişman olur.
O beyitte şöyle der Yunus.
“Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme,
Seni sigâya çeken bir Molla Kasım gelir. ”
Kasım Molla hatasını anlar ancak, şiirlerin çoğunu yok etmiştir. Ancak, geriye kalan şiirler bu güne kadar ulaşır.
Gittiği, gezdiği her yerde insanlara sevgiyi, merhameti, hoşgörüyü dahası doğruluk, dürüstlük, birlik, eşitlik duygularını aşılayan büyük bir şair/düşünür olarak tarihe geçmiştir. Kaldı ki döneminde halk tarafından çok sevilmiş ve gönüllere girmeyi başarmıştır.
Bu nedenle dokunduğu her yerde türbesi veya sembolik mezarı bulunmaktadır.
İyi ki vaktinde buralara gelmişler ve Anadolu’ya ışık saçmışlar.
İyi ki barış, sevgi, birlik tohumlarını bu topraklara yüzyıllar önce ekmişler.
Bu yazımızı gelin Yunus’un bir dörtlüğü ile bitirelim;
“Gelin tanış olalım.
İşi kolay kılalım.
Sevelim, sevilelim.
Dünya kimseye kalmaz. “…
Aşk ile….; Esen kalın…
Şenay Külcü Günay
Isparta 11.02.2024











