Kesnizani İbreti

Şimdi siz değerli okuyucularımıza Ra Devrim Kalkan’nın beş yıl önce yayınlanan Şuur Devrimi Kitabı’nda kısaca değindiği çarpıcı bir gerçeği sunacağız. Akıllara durgunluk veren olayda emperyalist güçlerin bir ülkeyi işgal etmek için nasıl bir tezgah kurduğunu biraz daha detaylı deşifre etmeye çalışacağız. Siz okuyucularımızdan ricamız ülkemizi seviyorsanız bu çalışmayı mutlaka tekrar tekrar okuyun ve çevrenizle mutlaka paylaşın…!
Bilindiği üzere İslam Dini’nde kesinlikle mezhepçilik veya tarikatların asla yeri yoktur. Kaldı ki Hz Muhammed bile vasiyetinde bunun üzerine basarak “Fırkalara bölünmeyin” şeklinde vurgu yaparak özellikle uyarmıştır. Buna rağmen geçen sürecin içinde binlerce tarikat onlarca mezhep oluşmuştur. Özellikle de son üç yıldır iddialara göre İngilizler, Arap yarımadasında yani İslam ülkelerinde tarikatların oluşmasının zeminini hazırlamış ve kendi elemanlarının kontrolünde örgüt gibi faaliyet gösteren bir çok tarikat yapılarını oluşturmuştur. Ancak, kendilerini her zaman gizlemeyi başarmış ve kontrollerinde ki tarikatları kullanarak ülke yönetimine müdahil olduklarını da bilmeyen yoktur.
HEDEFDE TÜRKİYE VAR
Emperyalist güçler özellikle de hedefe aldıkları Türkiye Cumhuriyeti Devleti coğrafyasında bir çok tarikatın kuruluşunda perde arkasında rol aldığını gözlemleyebiliyoruz. Bu gerçek toplum tarafından bilinmese de işin aslı budur… Yüce Atatürk’ün kurduğu genç Türkiye’nin kısa sürede kalkınmaya başlaması ise yine emperyalist güçlerin hedef noktası haline gelmiştir. Yüce Atatürk’ün sonsuzluğa göçünün ardından hemen harekete geçen emperyalist güçlerin Türkiye içinde irtibata geçtiği hainler vasıtası ile ülkemiz içerisinde bir çok tarikatın kurulması sağlamıştır. Bunların isimlerini sizlere tek tek vermek yerine Irak’da yaşanmış ve tarihe ibret olarak geçen bir vakayı sizlerle paylaşmayı daha uygun bulduk. Böylelikle emperyalist güçlerin bir tarikat üzerinden neler yapabileceğini hayal bile edemeyeceğinizi göreceksiniz.
‘KESNİZANİ’ NEDİR ? …
Geçmişi neredeyse yüz yıla varan tarikat, sözde Kürt aşiretlerinin içinden çıkan biri tarafından kurulduğu iddia edilir. Hatta öyle ki yüz yıl önce sözde İngilizlere karşı bir savaş verdiği de iddialar arasındadır. Bu akla pek mantıklı gelmese de zaman içerisinde tarikatın İngilizlerin himayesinde olduğuna dair ciddi delillerin olduğu da iddia edilir. Kesnizani adını taşıyan bu kelime Kürtçe’de “Kimse bilmiyor” anlamına gelen bir kelimedir. Tarikatın son temsilcisi olan Muhammed Kesnizani Irak’da İyad Allavi’nin lideri olduğu Vataniye Koalisyonu çatısında seçime girmiş ve buradan milletvekili seçilmiştir. Daha da şaşıracağınız bir önemli detay daha var ki tarikatın adına Bağdat’ta bulunan Dünya Tasavvuf ve Maneviyat Araştırmaları Merkezi ve bir de Şeyh Muhammed El Kesnezani adında bir üniversitesi mevcuttur. Düşünebiliyor musunuz, bir tarikatın üniversitesi bile var…! Hatta ülkenin şehirlerini bırakın neredeyse her ilçesinde tekkesi mevcut!…
KESNİZANİ OKULLARDA DERS KONUSU OLMALI
Kesnizani Tarikatı yani vakası, Türkiye başta olmak üzere İslam ülkeleri tarafından ders konusu olarak okullarda özellikle din derslerinde anlatılması gereken tarihi bir vakadır ki işin ciddiyetini anlamak ve anlatmak çok önemlidir. Çünkü DİN olgusunun kötü niyetli ellere geçince nasıl bir silaha dönüşebileceğini yeni nesile anlatmak gerekiyor. Kaldı ki bir tarikatın insanın içindeki masumane duygusu olan DİN inancının nasıl suistimal edilerek bir ülkenin kontrolünü ele geçirip yıkılmasına nasıl bir araç olduğunu göstermek açısından bu vaka çok önemlidir.
KESNİZANİ İHANETİ VEYA VAKASI NEDİR
Dünya gündemine bile oturan ve dünyada birçok stratejik ve askeri veya siyasi araştırmalara konu olan bu tarikatın önemine şimdi değinmeye çalışacağız. Hepimizin bildiği üzere Irak’ın geçmişteki lideri Saddam Hüseyin, emperyalist güçlere karşı duran bir politikası mevcuttu. Özellikle ABD’ye karşı tehdit içeren davranış ve politikaları vardı. Bu durumun sonucunda emperyalist güçlerle burun buruna gelen bir savaşın başlamasına sebep oldu. İşin sonucunda birçok ülkenin katılımı ile oluşturulan koalisyon güçleri iki binli yılların başında Irak’ın etrafını kuşatmış ve tüm dünya bu yaşanacak savaşa kodlanmıştı. Dünyanın tüm medyası bölgede konumlanmış ve ekranlarda askeri savaş stratejistleri ve siyasi yorumcuları Irak’ın işgalinin asla olamayacağını iddia ediyordu. Hatta koalisyon güçlerinin bu bataklıkta yok olacağını aynı Vietnam’da ki gibi büyük zayiatla geri çekilmek zorun kalacaklarını yorumlayarak iddia ediyorlardı.
Peki ne oldu da tüm dünya böyle düşünürken Irak 3 günde düştü ?!…

SADDAM VE AİLESİ KESNİZANİ TARİKATI’NIN MÜRİDİYDİ
Kendilerini Kadiri Tarikatı’nın bir kolu olarak tanımlayan ve bu tarikatın ritüellerinde olmayan vücuda şiş sokma gibi adetler geliştiren Kesnizani Tarikatı’nın müritleri arasında başta Saddam’ın çocukları ve gelinleri vardı. Hatta birçok devlet erkanına başta olmak üzere ülkedeki subay ve bürokratlarda bu tarikatın emrindeydi. Saddam’ın başta oğlu Uday ve diğer kardeşleri tarikata ziyarete gittiklerinde Şeyh Muhammed Kesnizani’nin huzuruna çıkmak için yere secde ederek yatıyorlar ve sürünerek şeyhlerinin ayaklarının dibine kadar geliyorlardı. Yine şeyhlerinin eteklerini ayaklarını yerde sürünür vaziyette öpen mürit şeyhlerinin rızası doğrultusunda derdini söylüyor yada talimatı doğrultusunda hareket ediyorlardı. Bu ritüeli Saddam’ın çocukları da birebir yapıyorlardı ki çünkü tarikatın müridiydiler.
NASIL OLURDA BAĞDAT 3 GÜNDE DÜŞER
Az öncede değindiğimiz gibi dünyadaki tüm askeri siyasi analistler Irak’ın asla işgal edilemeyeceğini hatta Bağdat’ın asla düşmeyeceğini yorumlarken nasıl olurda Bağdat 3 günde düşer. Üstelik sadece Bağdat’ı korumakla görevli 500 bin silahlı intihar komandosu niteliğindeki devrim muhafızlarının olduğu halde. Koalisyon güçleri kara ve hava harekatına start verdikten 3 gün sonra ırak halkı koalisyon güçlerini alkışlarla bayraklarla karşılamış tüm dünya bu durum karşısında ise hayrete düşmüştü.
İHANET FETVA İLE GELDİ
Bir çok ülkenin katılımı ile gerçekleşen operasyonda Irak körfezine yığılma yapan tüm koalisyon güçleri çıkarmaya başlamak için bir şeyi bekliyordu. Tüm ülkeyi DİN adı altında kendine inandırmış ve bürokrasiyi ve ordu mensubu birçok kişiyi müridi yapmanın yanı sıra Saddam ve çocuklarını kendisine bağlamış ve köle haline getirmiş Kesnizani Tarikatı’nın FETVASI bekleniyordu ki o fetva son anda geldi ve kuşatma başlatıldı.
Peki neydi o fetva ?..
Aynen şöyleydi,”ABD askerine veya koalisyon güçlerine kurşun sıkan ve direnç gösteren cehennemliktir” şeklindeydi…!
Bu fetva tüm Irak televizyonlarından veriliyor ve halka da çağrı yapılıyordu. Bu fetvayı Allah’dan gelen bir emir olarak algılayan etkili, yetkili veya yetkisiz tüm Irak halkı direnç göstermeyi bırakıp koalisyon güçlerini alkışlarla sevinçle karşılıyordu.
Hatta Bağdat’ı korumakla yükümlü beş yüz bin devrim muhafızı bile silah bırakmıştı.
Peki şimdi burada akıllara benzer bir olay gelmiyor mu ?…
Hemen hatırlatalım ki Milli mücadele sırasında, “Yunan askerine kurşun sıkan cehennemliktir” fetvası veren İskilipli Atıf Hoca akıllara gelmiyor mu?…
Görüyoruz ki yüz yıl geçse de aynı oyun, aynı tezgah, aynı operasyon !…
İşte ibretlik tarihi bir olayı enine boyuna siz değerli okuyucularımızın görüşlerine sunmak istedik. Bu durum tarihe ‘ibretlik vaka’ olarak geçmiştir. Bu olayı akılda yorumlayarak kendi içimizde ve bölgemizde de duyarlı olmayı bilmenin ne kadar hayati bir önem taşıdığını Irak’ın parçalanmasıyla görüyoruz…
Bu olay aynı zamanda DİN meselesinin de nasıl bir silah haline getirilebildiğini görmek açısından gerçekten çok önemli bir vaka olarak karşımıza çıkıyor…
Bu nedenle bu ibretlik vakayı tekrar tekrar okuyup çevrenizle paylaşın…
Herkesin bilgisi olsun ki uyanık ve duyarlı kalabilmeyi bilelim…!
HABER DERLEME/ ŞUUR DEVRİMİ
Ra Devrim Kalkan
25.01.2024










