Yüce Atatürk’ün Farkı

Siz okuyucularımız için çok çarpıcı ve tarihe geçmiş iki diplomatik kriz ve sonrasında yaşananları kısa ve öz bir şekilde sizler için derledik. Okurken şaşkınlık içerisinde kalacağınıza inandığımız geçmişte yaşanan iki ayrı vakada iki liderin tavrını analiz ederken Yüce Atatürk’ün üstün özellikli farkına şahit olacaksınız. Yakın tarihimizde yaşanan bu benzer iki çarpıcı olayı ayrı ayrı siz okuyucularımızın görüşüne sunarken yine yorumu ve analizi siz değerli okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz…

İLK OLAY / MANASTIR VAKASI / ER HALİM OLAYI…

(Rus Konsolos Aleksander Arkadiyeviç Rostkovski’nin öldürülme vakası)

Rusların manastır bölgesinde görevlendirdiği Konsolos Rostkovski 8 Ağustos 1903 günü görev yeri olan konsolosluğa gitmektedir. Bu sırada Konsolos Rostkovski Osmanlı’nın Nüzhetiye’deki Jandarma Karakolu’nun önünden geçmek üzeredir. Bu sırada karakolun önünde nizamiye nöbetini tutan Er Halim vardır. Konsolos karakolun önünden geçerken Jandarma Eri Halim’in kendisine selam vermediğini düşünerek sinirlenir. Atından inen Rus Konsolos bir hışımla Nöbetçi Askerimiz Er Halim’in yanına gelerek hakaret etmeye başlar. Konsolos, hakareti ile birlikte Er Halim’in yüzüne kırbacı ile sert bir şekilde vurur. Bunun üzerine bu durumu bir saldırı olarak kabul eden Er Haşim tüfeğini ateşler ve Rus Konsolos Rostkovski’yi vurarak orada öldürür.

OLAY ULUSLARARASI KRİZE NEDEN OLUR

O dönem olay uluslar arası bir krize neden olurken Rus devleti olayla ilgili teyakkuza geçmiştir. Hatta 17 Ağustos’da Ruslar tüm donanmasını Karadeniz kıyılarına dayayarak Osmanlı’ya ültimatom verip olayın izahını istemiş ve sonrasında ise bedelinin tanzim edilmesi ültimatomunu vermiştir.

OSMANLI PADİŞAHI ABDÜLHAMİD’İN TAVRI ŞAŞKINLIK YARATIYOR

Rusların hışmından tedirgin olan Padişah Abdülhamid, hızlıca Divan-İ Harp kurulmasını emretmiş ve Rumeli Müfettişi Hüseyin Hilmi Paşa’ya suçluların hemen cezalandırılması için talimat verir.

HEMEN YARGILAMA BAŞLAR

Daha olayın üzerinden iki gün geçmeden kurulan mahkeme ile tüm karakol personeli alelacele yargılanmaya başlanır. Olayın ardından daha beş gün geçmişken yani 13 Ağustos 1903 tarihinde ifadeler ve savunmalar çok fazla dikkate bile alınmadan mahkeme kararını verir.

KARAR TARİHE GEÇİYOR

Mahkeme 13 Ağustos 1903 tarihinde verdiği kararla Jandarma Er Halim’i idama mahkum eder. Ayrıca yine Halim’in devre arkadaşı jandarma er Abbas’da idama mahkum edilirken olayla hiç ilgisi olmayan hatta o gün karakolda bile bulunmadığı iddia edilen tüm karakol personeline çeşitli yıllar aralığında 15 yıla kadar ağır cezalar verilir.

ÇOK ACI AMA İNFAZ ORADA GERÇEKLEŞTİ

Mahkemenin kararının açıklanmasının hemen ardından Jandarma Er Halim ve Abbas Rus konsolosunun öldüğü noktada kurulan darağacında, infazı izlemeye gelen tüm halkın önünde idam edilir. Yine Osmanlı Devleti ölen Rus Rostkovski’nin ailesine rekor düzeyde bir tazminat öder.

İKİNCİ OLAY / EGE KRİZİ / ER MUSA OLAYI

(Kuşadası açıklarına demirlemiş bir İngiliz savaş gemisinin subayının öldürülmesi vakası)

OLAY NASIL OLDU…?

Tarihe geçen bu ikinci vaka ise 14 Temmuz 1934 yılında Aydın’nın Kuşadası ilçesi Kanapiçe koyunda yaşanmıştır. Yaşanan olayda Kanapiçe Koyu’nda hudut nöbeti tutan Jandarma Er Musa bir kayıkla sahile yanaşmak isteyen üç sivil görür. Er Musa kayıkta bulunanlara dur ihtarında bulunarak havaya ateş eder. Kayıkta bulunanlar kaçmaya başlayınca Er Musa Ateş etmeye başlar. Bunun üzerine kayıtta bulunan iki kişi denize atlayıp yüzerek gözden kaybolurken kayıkta kalan bir kişinin öldüğü anlaşılır.

KAYIKTAKİLER ASKER ÇIKTI

Yaşanan olayın hemen ardından anlaşıldı ki kayıkta bulunanların Sisam Adası kıyısına demirleyen İngiliz donanmasına ait HMS Devonshire adlı İngiliz savaş gemisinin üst düzey subayları olduğu ortaya çıkar. Kaçan diğer askerlerden birisi yaralı olmak üzere bir şekilde gemilerine yüzerek ulaşınca olay patlak vererek uluslararası bir krizi tetiklenir.

Olayın hemen ardından Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun Ankara’yı arayarak olayı birebir İsmet Paşa’ya anlatır.  Bu sırada Kuşadası sahiline bir İngiliz donanmasına ait bir gemi demir atar. İngiliz donanmasının görevlendirdiği subaylar Kaymakam Dilaver Argun’u görüşme için gemiye davet ederler. Bu talebi de Ankara’ya bildiren kaymakam Argun, İsmet Paşa’nın Atatürk’ten aldığı talimat üzerine davetin kesinlikle reddedilmesini görüşmek isteyen varsa Kaymakamın makamına gelip görüşmelerini Kaymakam Argun’a bildirilir. Gelen subaylara durum aynen bildirilir. Bunun üzerine aynı gün yani 16 Temmuz 1934 günü İngiliz donanmasının en üst düzey rütbelilerinden bir heyet tekrar kaymakamı ziyaret ederler.

İNGİLİZ HÜKÜMETİNİN ÜLTİMATOMUNU BİLDİRİRLER

Kaymakama gelen İngiliz komutan önderliğindeki heyet Kaymakam Dilaver Argun’a İngiliz Krallığı’nın ültimatomunu okumaya başlar. Üç madde şeklinde okunan talepte şunlar yazılıdır.

1- Ölen subaylarının cenazesinin aranıp bulunması ve teslim edilmesi için görevlendirilecek ekibe izin verilmesi.  

2- Subaylarının öldüğü yerde törene izin verilmesi ve İngiltere’ye belirlenecek bir tazminatın ödenmesi.

3- Subaylarını öldüren Asker Er Musa’nın aynı oranda cezalandırılmasını ve bu cezalandırılmadan da kendilerinin bilgilendirilmesi…

Bu durumu anında Ankara’ya bildiren Kaymakam Argun, İspet Paşa’dan aldığı talimatı aynen gelen İngiliz komutana aktarır.

Kaymakam Argun, taleplerden sadece ölen subaylarının cenazesini alabileceklerini ve dini törenlerini yapabileceklerini ancak, tüm bunları ise Türk donanması eşliğinde yapabileceklerini gelen heyete bildirir. Yine Er Musa’nın ise asla yargılanmayacağını ve kesinlikle cezalandırılmayacağı bildirilirken kesinlikle tazminat da ödenmeyeceği İngiliz heyete sert bir üslupla iletir.

ATATÜRK’İN KARARI KESİNDİR

Bu görüşmenin ardından Er Musa’nın hiçbir şekilde cezalandırılmayacağını Atatürk’ün bu konu da kesin kararlı olduğunu öğrenen İngiliz Hükümeti 7 İngiliz savaş gemisini daha 18 Temmuz günü Kuşadası’na doğru harekete geçirir. Bu arada gelişmeleri sürekli takip eden Atatürk, Kaymakam Argun’a da İspet Paşa üzerinden talimat vererek Balıkesirli Er Musa asla cezalandırılmayacağını bildirir.

ATATÜRK GELİŞMELER ÜZERİNE SEFERBERLİK İLAN EDER

Atatürk yaşanan olaylar üzerine ve İngiliz donanmasından 7 yedi geminin daha Kuşadası’na doğru hareket ettiği haberi üzerine Ege’de seferberlik ilan eder. Seferberlik ilanının ardından Atatürk emrini şu şekilde verir, “Vazifesini yapan Türk Askeri Musa, yerinden alınmayacak. Kesinlikle cezalandırılmayacak. Gerekirse Britanya İmparatorluğu ile savaş göze alınacaktır” demiştir…

EGE’DE GERGİNLİK ve KRİZ BÜYÜR

Ege’de askeri hareketlilik ve gerginlik had safhaya çıkarken, iki ülke arasında yaşanan diplomatik kriz İsmet Paşa ve İngiliz Dışişleri Bakanı Sir John Simon ile görüşmeler sürmektedir. Yaşanan bu kriz 19 Temmuz günü İngiliz filo komutanının Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun’a çektiği telgrafla tüm kriz yatışmaya başlamıştır.

İNGİLİZLER GERİ ADIM ATTI

Yaşanan krizlerin ardından Dahi Asker Mustafa Kemal Atatürk’ün Er Musa için savaşı göze aldığını anlayan İngilizler Kaymakam Argun’a gönderdikleri telgrafta Türk hükümetinin teklifini kabul ettiklerini ve sadece ölen askerler için anma töreni yapıp gideceklerini bildirirler.

SAVAŞIN EŞİĞİNDEN DÖNÜLDÜ

Yaşanan büyük krizin sonrası 20 Temmuz günü sabah saatlerinde İngiliz subayının öldüğü koyda tören yapılır. Koya gelen İngiltere’nin en büyük donanma gemilerinden Queen Elizabeth’inde katıldığı törende Türk Donanmasına ait Kocatepe Savaş Gemisi’de törene eşlik eder. Törenin ardından çok sayıda İngiliz donanmasına ait savaş gemisi demir alıp giderken Tür Donanmasına ait gemiler de görev yerlerine döner. Yaşanan bütün bu olayları dört dörtlük başarı ile takip eden Kaymakam Dilaver Argun, Atatürk tarafından bir haftalık izin ve bir maaş ödül ve takdirname ile ödüllendirilir.

İşte neredeyse birbirine tıpatıp benzeyen iki tarihi vaka ve iki ayrı düşüncenin üslup ve tavrı… Bu iki olaydan da anlaşılacağı üzere Yüce Atatürk’ün gerçekten ne kadar büyük bir insan olduğu ortaya çıkıyor…

Esen kalın…

Haber derleme/ Editör

09.02.2024

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir