Büyük Felaket

‘Büyük Felaket’ olarak bilinen sinema filminde başrollerde Mark Wahlberg, Kurt Russell, Kate Hudson gibi oyuncuların yer aldığı belgesel niteliğinde çevrilmiş filmde çok çarpıcı ve korkunç bir iddiayı gündeme taşıdı. Film, Nisan 2010’da okyanusun ortasında ve ‘denizin dibinde’ kurulan dünyanın en büyük sondaj platformunun patlamasıyla ortaya çıkan felaketi ve olayın perde arkasını belgesel niteliğinde konu alıyor. Yaşanan felakette yer kabuğu yarılmış ve yarıktan yıllarca petrol sızmış ve denizin üzerinde oluşan yüz metre boyundaki yangın söndürülememiş ve yer kabuğunda açılan yarığı kapatabilmek için tüm ülkeler bir araya gelmişti.
FİLMİN SONUNDA BELGELER VE RAPORLAR EKRANA VERİLİYOR
Okyanusun yaklaşık 1200 metre altında deniz tabanına inşa edilmiş ve son teknoloji ile tasarlanmış dünyanın en büyük deniz altında oluşturulan devasa büyüklükteki platformda patlamadan önce başlayan esrarengiz olayları birebir gerçek kanıt ve kurtulanların ifadelerinden faydalanılarak ekranlara yansıtmaya çalışmış. Yaşanan felaketin ardından ABD Devleti felaketle ilgili gizlilik kararı almış ancak film ekibi bir şekilde bu belgelere ulaşarak yaşanan esrarengiz olayları belge ve raporları filmin sonunda vererek korkunç fenomeni ekranlara aktarmış.
KORKUNÇ FENOMEN/ BAŞKA YAŞAM FORMUNUN SALDIRISINA UĞRAMIŞLAR
‘YER KABUĞUNU DELMİŞLER’
Filmde yaşamını yitiren insanların kullandıkları özel eşyalarını bile birebir tasarlayarak çevrilen filmde tüyleri diken diken eden sahneler bulunuyor. Asrın büyük felaketi olarak nitelendirilen olayda ABD Devleti’nin gizlilik kararı aldığı olayda saklanan gerçeği deşifre edildiği görülüyor. Tüm dünya insanlarından gizlenen fenomenin ise okyanus dibinde yaşayan akıllı ve zeki bir yaşam formu olduğu ifade edilmeye çalışılıyor. Okyanus dibindeki bu yaşam formunun sondaj platformunun yer kabuğunun delinmesine karşı çıktığını eldeki verilere ve raporlara dayanarak anlatıyor. Okyanus dibinda yaşayan bu akıllı ve zeki varlıkların insana benzediği deniz kızı veya deniz insanı gibi bir forma sahip olduğu da gözlerden kaçmıyor…
YAŞANAN BÜYÜK FELAKETLE İLGİLİ WİKİPEDİ’NİN DETAYLARI İLE VERDİĞİ OLAYI DETAYLARI İLE İNCELEMEK İSTEYENLER İÇİN ALTDA OKUYUCUNUN BİLGİSİNE SUNDUK…
HABER/editör/”ŞUUR DEVRİMİ”
WİKİPEDİ…
Transocean şirketinin sahibi olduğu, aşırı derin denizlerde çalışmak üzere tasarlanmış, dinamik konumlanıcılı, yarı batar, açık deniz petrol sondaj platformudur. 2001 yılında Hyundai Heavy Industries tarafından Güney Kore’de inşa edilmiş, bir Transocean iştiraki olan R&B Falcon tarafından teslim alınmış ve BP tarafından 2001’den Eylül 2013’e kadar kiralanmıştır. Platform Panama bandıralı olarak tescil edilmiş fakat daha sonra tescili Majuro (Marshall Adaları) adına geçirilmiştir. Platform, Eylül 2009’da tarihteki en derin petrol kuyusunu, düşeyde 10.683 m ve ölçülen derinlik 10.685 m ile Keathley Kanyonu 102 numaralı blokta, Houston şehrinin 400 km güneydoğusunda, 1259 m deniz derinliğinde delmiştir.
20 Nisan 2010’da, Macondo petrol rezervinde, delme işlemi devam ederken, kuyudan kontrolsüz şekilde fışkıran petrolün sebep olduğu patlama, mürettebattan 11 kişinin ölümü ve yaklaşık 60 km öteden görülebilen fakat söndürülemeyen bir ateş topu orta çıkmasıyla neticelenmiştir. 2 gün sonra 22 Nisan’da Horizon tamamen batmış ve geride kalan deniz yatağının dibindeki açık petrol kuyusu, Amerika Birleşik Devletleri sularındaki en büyük petrol sızıntısına sebep olmuştur.
Deepwater Horizon 5. nesil, RBS-8D tasarımlı (model tipi), derin denizler için imal edilmiş, dinamik konumlanıcılı, kolon stabilizeli, yarı batar, mobil açık deniz delme ünitesidir. Petrol araştırmaları için derin deniz kuyuları delmek üzere inşa edilen ünite, 476 mm, 15.000 psi kaçak önleyicili ve 530 mm dış çaplı marine riser kullanır. Platform 121 x 78 m boyutlarındadır ve 2400 m deniz derinliğinde, 9100 metreye kadar delebilecek kapasitededir. 2010 yılı itibarıyla 200 kadar derin deniz delicisi içinde 1500 metreden daha derine inebilecek kapasitedeki ünitelerden biridir. Amerikan Gemicilik Bürosu (ABS) sınıf notasyonu “A1 kolon stabilizeli Delme Ünitesi, AMS, ACCU, DPS-3” olarak belirlenmiştir.
2002’de, e-delme olarak adlandırılan bir delme görüntüleme sistemi ile teçhiz edilmiştir. Bu sistem Houston, Texas’daki bir personel vasıtasıyla gerçek zamanlı delme verilerini üniteden alır ve bakım / onarım bilgilerini iletir.
Basınçtan delme görüntüleme teknolojilerine, otomatik kapatmadan çimentolama modellemeye kadar gelişmiş sistemler platformun işletilmesinde anahtar bir rol oynar. Nisan 2010’da Halliburton tarafından kullanılan OptiCem çimento modelleme sistemi, kuyunun sıvı çimento karışımı ile desteklenmesi kararının alınmasında çok önemli bir etkendir. Bu karar, aynı ay içerisinde gerçekleşen patlamanın soruşturmasında odak noktası teşkil etmiştir.
PETROL VE SIZINTISI
20 Nisan 2010 tarihinde, Amerikan merkezi zaman dilimine göre saat 21:45’te, Macondo kuyusu keşif kazısının final fazında, deniz suyu, delme sonucu ortaya çıkan çamur ve metan gazından müteşekkil bir sütun marine riser’dan fışkırarak yaklaşık 73 metre yüksekliğe ulaşmıştır. Bu karışık çamur içindeki gaz bileşenler çabucak kurtularak tamamen gaz haline geçmiş ve bir dizi patlamayla beraber büyük bir yangın fırtınası oluşturmuştur. Patlama önleyici sistemler devreye alınmaya çalışılmış fakat başarısız olmuştur. Bir petrol sızıntısını engellemek için en son çaba olarak olarak kör kesme şahmerdanı (blind shear ram) vasıtasıyla petrol borusu kesilerek tıkanmaya çalışılmış fakat bu araç da boruya bağlanamamış ve başarısız olmuştur.
Patlama anında platform üzerinde 126 kişilik mürettebat bulunmaktaydı. Bunların 7’si BP, 79’u Transocean ve kalanlar da Anadarko, Halliburton, M-I SWACO gibi diğer şirketlerin çalışanları idi. 11 işçinin ilk patlama anında öldüğü kabul edilmektedir. Platform derhal boşaltılmış, yaralı işçiler ise helikopterler yoluyla sağlık merkezlerine nakledilmiştir. Yaklaşık 36 saat sonra, 22 Nisan 2010’da Deepwater Horizon tamamen batmıştır. Platformdan geriye kalanlar kuyunun kuzeydoğusunda 400 m çaplı bir alana yayılmış ve 1500 metre derine gömülmüştür.
Sonuç olarak ortaya çıkan petrol sızıntısı, bir kapak vasıtasıyla 15 Temmuz’da kapatılana kadar devam etmiştir. Asıl kuyu ancak Eylül 2010’da, yardımcı kuyular vasıtasıyla “tamamen ölü” duruma getirilebilmiştir.
FELAKETİN SONUÇLARI
Platformun sahibi Transocean, sigorta şirketlerinden, Deepwater Horizon’un tamamen kaybı yüzünden, 5 Mayıs 2010 tarihinde bir erken ödeme olarak 401 milyon Amerikan doları almıştır. Takip eden dönemde 200 milyon Amerikan doları ödeme daha alınmıştır fakat Amerikan mahkemeleri Meksika Körfezinde aylarca devam eden petrol sızıntısı sebebiyle BP’yi %67, Transocean’ı %30 ve Halliburton’ı da %3 kusurlu bulmuş ve tazminata mahkûm etmiştir. Kesinleşen mahkeme kararları neticesinde kazanın BP’ye maliyeti yaklaşık olarak 7,8 milyar Amerikan dolarını bulurken, Transocean Amerikan “Temiz Deniz Hareketi” kurallarını ihlal ettiği için 1,4 milyar Amerikan doları, Halliburton ise çeşitli yasal iddialar ve talepler karşısında 1,1 milyar Amerikan doları ödemeyi kabul etti.










