ZİRVEDE BİR ANTİK KENT
Bu hafta Bardof Kulübü üyelerimizle birlikte, zirveye yerleşmiş ve etrafı uçurumlarla çevrili bir Antik Kent olan Kremna’da zamanda yolculuğa başlıyoruz.
HABER/ARAŞTIRMA/FOTOĞRAF ; ŞENAY KÜLCÜ GÜNAY
Burdur ilinin Bucak ilçesine bağlı şirin bir köy olan Çamlık’a kadar aracımızla ulaştık. Zirveye doğru uzun bir yürüyüş için hazırlıklarımızı tamamlayarak gurup üyesi arkadaşlarımızla yola koyulduk. Yer yer kayalık ve çalılıkların arasından, uçurumların hemen kıyısından patika yolları takip ederek zorlu bir yürüyüş sürecinin ardından yaklaşık 1.100 metre yüksekliğe kadar ulaştık. Zaman zaman dengemizi sağlamaya çalışarak tırmanışımızı heyecan dolu bir sürecin sonunda gerçekleştirdik. Manzaranın büyüsüne kapılarak zirveden bütün bölgeyi kuşbakışı izlemek muhteşem bir duyguydu…

Kremna’ya ulaştık…
Kent adını Yunan dilinde “uçurum” anlamına gelen Kremna’dan almıştır. Adından da anlaşılacağı üzere kentin doğusu, batısı ve güneyi uçurumlarla çevrilidir.
Kremna, Pisidialıların kurduğu bir kent olduğu bilinmektedir. M. Ö 6 yy da Lidyalıların, M.Ö 546’da Perslerin, M.Ö 333’te Büyük İskender‘in burayı alması ile kent Makedonya hakimiyetine girmiştir.
Daha sonra Antigonas’ın, Selevkosların, Bergama Krallığı’nın, M.Ö 60’da Roma’nın, M.Ö 36’da Galatya’nın, M.Ö 25’te tekrar Roma’nın yönetimine girmiştir. Roma İmparatorluğu’nun parçalanması sonucu Bizans’ın hakimiyetine ve M.S 11.ci yılın sonunda Türklerin hakimiyetine girmiştir. Roma dönemine ait eserler burada hala ayaktadır. Şehrin etrafı surlarla çevrilidir. Şehir ızgara planına uyularak kurulmuştur.
Mistik ve gizemli iddialar var…
Yine kentle ilgili yaptığım araştırmalarda, Antik Kent Kremna’ halkının antik pagan inanışını yaşadığı çeşitli araştırmacılar tarafından ortaya konmuş bir görüş olarak önümüze çıkıyor. Zaten antik dönemde dünyanın neredeyse her bölgesinde antik pagan inancı ile betimlenmiş ancak içeriği tam olarak halen anlaşılamamış spritüal gizemli bir inanca sahip olduğu bilinmektedir. Öte yandan yine Kremna Antik Kenti’nin bu anlamda spiritüalizm ve mistik faaliyetlerle anılan bir yer olması itibarı ile günümüzde akıllarda yer edinmiştir. Çok geçmiş dönemlerde burada yapılan kazılarda ve yapılan okumalarda gizemli ayinlerin yapıldığı ve öte dünya ile ilgili bağlantıları ruhsal manada sağlamak için ritüeller ve mistik törenler yapıldığı ortaya çıktığı bilinmektedir. Bugün yani günümüzde bu alana meraklı bazı kimselerin ise zaman zaman buraya gelerek kurdukları küçük çadırlarda geceyi geçirerek bu atmosferde trans veya yoga ayinleri yaparak ruhsal geçişler veya astral duygu durumlarını yaşamaya çalıştıkları, söylentiler arasında yer bulmakta.

Akrapol (yukarı şehir) bölümünde Form (Meydan), Bazilika ( Mahkeme Salonu), Kilise ve Kütüphane yapıtlarından oluşmaktadır. 1800’ler de Avusturyalı araştırmacı Graf Von Lackoronski tarafından kentin genel durumunu gösteren ilk plan çıkarılmıştır.
1971 ve 1973 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü Profesörü Jale İNAN tarafından bilimsel kazı yapılarak kütüphane binası ve 9 adet mermer tanrı heykelleri ortaya çıkarılmıştır. Çıkarılan 9 adet tanrı heykeli Burdur Müzesi’nde sergilenmektedir .
Bu kentte daha çok kazı çalışması yapılması gerekiyor. Koskoca kentin orjinal plana göre çıkarılması, geniş alanlı ve taşların birbiri üzerinde karışık dağılımı nedeniyle , buradaki bilimsel çalışmaların oldukça zaman alacağını düşünüyorum. Üstelik antik kentte korumaya yönelik de bir önlem alınmaması, tarihi kaçakçılığı meslek haline getirenler tarafından kıymetli eserlerin tamamen yağmalanması normal bir durum değildir. Ülkemizin tarihi zenginliğinden sorumlu olan kurum Kültür ve Turizm Bakanlığıdır. Bakanlık Antik Kentleri koruma konusunda oldukça titiz davranmalıdır.
Ayrıca Antik Kentler konusuna bir bakanlık daha önem vermelidir ki o da Milli Eğitim Bakanlığı. Tarih ve Kültürünü yerinde öğretmek , yeni nesiller için eğitimin temel amacına zenginlik katmak ve zaman zaman antik kent gezileri ile teşvik etmek zor olmasa gerek.
Kalıplaşmış bir soru var, “çok gezen mi, çok okuyan mı bilir “ sorusunu değiştirelim.
“çok gezenle , çok okuyan birlikte daha iyi bilir. “
Tarihin tozlu sayfalarında birlikte daha çok gezeceğiz.
Sevgi ve saygıyla….
Esenlikler dilerim…










