Yeşil Vadi

Türk sinemasının klasikleri arasına girmiş ünlü filmi Tosun Paşa’da geçen Yeşilvadi’nin aynı isimle anılan ve benzer bir habitata sahip Isparta Antalya Dereboğazı Aşağı Gökdere Köyü bölgesindeki vadi ile aynı ismi taşıması bölge insanında o meşhur filmi akıllara getiriyor. Yeşilçam’ın duayeni, bize gülmeyi, gülerken düşündürmeyi öğreten rahmetli usta sinema sanatçımız Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı ‘Tosun Paşa’ filmini herkes izlemiştir. Filmin konusu; Seferoğulları ve Tellioğulları adında iki ailenin bir vadiyi paylaşamamaları, film boyunca birbirleriyle mücadeleleri komedi bir dil ile anlatılır.
Filmdeki bu vadinin adı da “Yeşilvadi”dir.
Biz de bu hafta yolumuzu başta kulüp arkadaşlarımızla yani Bardof Barida Dağcılık ve Fotoğrafçılık Kulübü ile birlikte yola çıkarken bende suurdevrimi.com için haber yapmak ve bölgeyi tanıtmak adına rotamızı, Isparta-Antalya dereboğazı yolu üzerinde bulunan, Isparta Aşağı Gökdere Köyü’ne bağlı, Yeşilvadi’ye çevirdik.
Değerli sanatçılarımız Kemal Sunal, Şener Şen ve Adile Naşit gibi sanatçılarımızı ve o ünlü filmi yani onları yad ederek gün boyu güzel bir hafta sonu yaşadık…
Bölgeye vardığımızda doğal akışın içinde su kaynaklarında büyütülen alabalık çiftlikleri dikkatinizi hemen çekiyor. Alabalık yetiştiriciliği konusunda bu bölge oldukça iyi…
Etkinliğimizi tamamlamadan önce, planlarımız arasında, tesislerin restoranında güveçte balık yemekte ayrı bir keyifti…
Zamanlamayı öyle güzel ayarlamışız ki, gezimizin yapıldığı gün, Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası bulunduğumuz bölgeye, “bardaktan boşalırcasına yoğun yağmur dalgası” olarak geldi.
Pes eder miydik?
Tabi ki hayır.
Uzun zamandır yağmurda yürümeyi unutmuştuk…
“Deli misiniz, bu havada gidilir mi…” deseler de, bu koşulları deneyimlemek ise heyecan vericiydi ki erteleyemezdik.
Sessizlik ve huzur dolu doğanın içinde, bir türlü durmayan yağışın altında, şemsiyesiz yürüyebilme mücadelesi, unutulmayacak macera hafızalarımıza kazındı.
Yağmurluklarını giyenler yürüyüşe hazırlandı…
“Topu topu 6 km’lik yolu nasıl gideriz bu yağmurda” fikri belirsede şiddetli yağmur ve kötü hava şartlarına rağmen bir nevi komando ruhu ile pes etmeden yolumuza koyulmuştuk bile…
İnsanın içini öyle bir duygu sarıyor ki genlerimizden gelen savaşçı ruhumuz bir nevi asker formatına giriyor ve her şartta doğaya ayak uydurarak insan kendini ikna ediyor.
Hayatı nasıl kaçırdığını düşünmek yerine, “yürü…” sloganı ile insan otomatik harekete geçiyor…
Yaz aylarında buralar, yeşilin her tonunu görebileceğiniz, sarmaşık ağaçlarıyla dolu, her yerinde sağlı sollu pınarlar, ırmakların üzerine kurulmuş salıncaklar, çok sayıda içinde kuzine sobaların bulunduğu kamelyalar, buz gibi sularıyla şırıl şırıl, serin ortam ve atmosferle insana huzr veren bir ortam oluşturuyor…
Muhteşem varoluşu, doğayı fotoğraflama tutkumu içimde durdurmak mümkün değil tabi ki… Manzaranın güzelliği içinde kaybolduğunuz anı, kalıcı bir karede şoklamak insana mutluluk veriyor. Fakat böylesi bir yağmurda, çekim yapmak oldukça zor oldu… Hatta sizlere şiddetli yağıştan istediğim kareleri sunamasam da en azından atmosferi anlatarak zihninizde oluşmasını istedim.
Acıkmıştık ve fırında pişmiş güveç balık hayaliyle dönüş yolundaydık ki nihayet sırılsıklam halde Alabalık Restaurant’a ulaştık. Doğanın atmosferine göre tasarlanmış kamelya içine girdik ki yanan kuzine sobasına deyim yerindeyse sarmalandık. Bir taraftan kurumaya çalışırken sıcacık çaylar ve yanan kuzine sobanın eşliğinde, arkadaşlarla Yeşilvadi’nin atmosferinde hoş sohbetin tadı gerçekten çok başka oldu.
İşte, zenginlik buydu sanırım …
Belli ki hepimiz soba sıcaklığını özlemişiz…
Eskiden kestane, patates, soğan pişerdi bir gözünde. Üstünde su ısıtılır, bazen de portakal, mandalina kabuklarının kokusunu yayardı kuzineler…
Ama şimdilerde her yerde kuzine sobayı bulmak çok zor ihtimal ki çünkü teknoloji ile birlikte ısıtma sistemleri de değişti doğal olarak …
Ama öte taraftan güveçte pişen alabalıkların kokusu burnumuza kadar gelirken, “Birazdan balıklarınız hazır” sözü gerçekten heyecan vericiydi. Çaylarımızı yudumlamayı bitirir bitirmez kamelyadan restoranın en sıcak yerine koşar adım geçiş yaptık. Miss gibi dumanı tüte tüte gelen güveçler artık masamızdaydı…
Böylesi nefiss bir koku, ıslanmış hatta keyifli bir yorgunluğun üzerine oluşan açlık bize her şeyi unutturdu sanki…
Keyifli bir yemek sonrası tekrar kömürde demlenmiş çaylarımızı içtikten sonra geri dönüş hazırlığımız başladı.
Gitmeden önce son kez, o güzel manzaraya gözlerimizle birer öpücük kondurup, Tosun Paşa’nın hayali ile yavaş yavaş oradan uzaklaşıyoruz…
Güzel bir yaz havasında, o huzurun içine bir kez daha gelmeyi planlarken bölgenin o güzelliğini tekrar görmeye kendi içimizde sözümüz var.
Siz değerli okuyucularımızı şiddetli fırtına ve yağmurun dışında bir yaz atmosferinde tekrar gelip güzel fotoğraflarla keşiflerimize ortak etmeye söz veriyoruz…
Dünyanın dönmekten bile sıkıldığı şu dönemde, bu gezileri sizinle paylaşmak ise gerçekten keyif verici…
Cidden tavsiye ederim…
Sevgi, sağlıkla kalın….
Şenay Külcü Günay
09.01.2024


















