Toplum, mutsuz bireyler yığını haline geldi

Toplum, mutsuz bireyler yığını haline geldi.
İnsanlar kendilerini mutlu etmeyen işlerde deliler gibi çalışıyor ve akşam eve geldiklerinde bırakın çocuklarına, eşine zaman ayırmayı bırakın kendine dahi zaman ayıramıyor.
Kendi zihinsel ve ruhsal ihtiyacını karşılayamayan bir birey ailesine, çocuklarına ne verebilir. İşte bu bireyin ülke ekonomisini ya da herhangi bir siyasi partiyi yorumlaması beklenebilir mi ? Sadece para kazanmaya odaklanmış, sadece parayı düşünen bir insan duyguya vakit ayırabilir mi?
Robotlaştık, insani değerlerimiz kayboldu, olaylara artık göstermemiz gereken reaksiyonları gösteremiyoruz.
En değerli şey zaman ve emek, bunları doğru kullanmıyoruz. Adam Asgari ücret ile çalışıyor, akşama kadar döner kesiyor elinde 50 bin TL lik telefon, algı gitmiş..
Her birimiz doğduğumuzda birilerine muhtaç doğarız, karakterimizi, davranış şeklimizi ve duygularımızı bizi büyüten aile ve toplum belirler. En basiti konuştuğumuz dil, çocuk 4 yaşına kadar bir dili öğrenir yani aile çocuğunu dil kursuna yollamaz ya da genelde ailemizin inandığı dine inanır ve cennete gideriz inanmayanlara da sözümüz yok…
Birey doğumdan sonra farklı şekilde sosyalleşir. Kişi içinde bulunduğu sosyal yapının becerilerini kazanır, bu karmaşık bir süreç..
Sen nasıl sosyalleştin?
Mesele bu…
Toplum bir karmaşa içinde, siyasi parti karmaşası, din karmaşası vs.. Özellikle içinde bulunduğumuz orta doğu da din karmaşası almış başını gidiyor. Oysa çok basit öldükten sonra öbür tarafta terazi kurulacağına inananlar ve inanmayanlar, görüyoruz ki terazinin şirazesi kaymış…
Çok güzel bir söz var “Nerede olduğunu bilmiyorsan elindeki haritanın bir önemi yoktur” bizler önce bireysel hayatımızda sonra bizi var eden toplumsal hayatımızda nerede olduğumuzu çok iyi bilmeliyiz…
Sevgi ile…










