ÇEDES Nedir?

Yüce Atatürk’e göre “İlim ve tekniğin dışında kılavuz aramak dalgınlık, bilgisizlikti ki doğru yoldan ayrılmaktı”…
Büyük Önder bu konudaki fikrini şöyle özetliyor; “Gözlerimizi kapayıp yalnız yaşadığımızı farz edemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp, dünya ile ilgisiz yaşayamayız. Tam tersine ileri, uygar bir millet olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız. Bu yaşam ancak bilim ve teknik ile olur. Bilim ve teknik nerede ise oradan alacağız ve her millet bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve teknik için sınır ve koşul yoktur” şeklinde ifade etmiştir.
Bu sözleri ile Türk Milleti’ne çağdaşlaşmanın yol ve yöntemini göstermiştir. Bu düşünceyi Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile devlet tarafından tamamen benimsenen “Laiklik” ilkesi ile hayata geçirmiştir. O dönemlerde yaşanan gerici ve acı hadiseler bu ilkeyi kaçınılmaz kılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm organlarında çağdaşlaşmanın temelleri atılarak tarım, sanayi, eğitim, sağlık vb alanlarında kurumların bilim ve teknoloji ile bu güne kadar desteklenmiştir. Eğitimde bugün geldiğimiz noktada ise temel taşların yerinden oynatılması söz konusu. Anadolu liselerinin imam hatip liselerine dönüştürülmesi ile başlayan bu süreçte, 2021 yılında imzalanan yeni bir proje üzerinde işbirliği yapılarak tüm okulları kapsayan, fakat başlangıçta pilot bölgeler ile hayata geçirilmeye başlandı.
Proje adı: “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum İşbirliği Projesi” kısaca (ÇEDES) İşbirliği yapan kurumlar;
1. Milli Eğitim Bakanlığı
2. Gençlik ve Spor Bakanlığı
3. Diyanet İşleri Başkanlığı
Projenin amacı: Öğrencileri bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlere göre yetiştirmek” olduğu yönünde. Proje biraz incelendiğinde varılmak istenen hedefin ne olduğu az çok anlaşılıyor. Gönüllülük esasının altını çizerken, veli onayı ile okul dışında “kulüp çalışmaları” olduğu, bu kulüp içinde sorumlu, gönüllü çalışacak 2 kız ve 2 erkek öğrenci, gönüllü öğretmen ve manevi danışmanların işbirliği üzerinde duruluyor.
Bu konuyu meclis gündemine taşıyan CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, TBMM’ne Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in cevabını istediği bir önerge verdi. Milli Eğitim Bakanı Tekin “Projenin veli iznine tabi, okul dışı bir kulüp çalışması olduğu” yanıtını verdi. Bu yanıta vekil Aygun ise “ÇEDES 2023 yılı protokolünde din görevlilerin ‘manevi danışman’ adı altında ÇEDES Koordinasyon Kurulunda görev yapması ve öğretmenlerle ortak faaliyet planı yapma yetkisi bulunuyor” dedi.
Öte yandan protokoldeki ‘manevi danışman’ tanımını yapan Aygun “manevi danışman; Diyanet Gençlik Merkezleri, Okuma salonu, Genç ofis ve camilerde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmeti yapan vaiz/ vaize, din görevlisi” oluyor. Protokole göre öğretmenler ile din görevlilerinin yıllık faaliyet planı hazırlaması öngörülüyor.
Yani eğitim kurumları formasyonu olmayan kişilere teslim ediliyor. Laik eğitim dinamitlenmek isteniyor” ifadelerini kullandı. Buradan da anlaşılıyor ki, din görevlilerine de Milli Eğitim içinde görev verilerek yetiştirilmek istenen yeni nesil şekli ortaya çıkıyor. “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Mustafa Kemal ATATÜRK Dünyada 1,5 milyar Müslüman var. Bu sayıdan yalnızca 3 bilim insanı Nobel Ödülü alırken, Dünyada 14 milyar Yahudi var. Bu sayıdan 104 bilim insanı Nobel Ödülü almıştır. Albert Einstein, psiko analizin babası Froit, Carl Max, Aşı iğnesini bulan Benjamin Rubin, Hepatit B aşısını bulan Bulunberg, Lösemi ilacını bulan Eliom ve yüzlerce mucit.
Küresel çaptaki markalar vb. Neden bu kadar güçlüler? Soralım; Çocuklarına ve gençlerine kaliteli ve eşit eğitim veriliyor olabilir mi? Temsiliyet yerine sorgulayıcı, ezbercilik yerine araştırmacı ve yaratıcı, öğrencilerin birbirine ekonomik üstünlüğünün olmadığı, tıpkı 1947 de kapatılan devrim niteliğini taşıyan “Köy Enstitüleri” miz gibi…
Ülkemizde yakın zamanda yaşadığımız bir örnekten kısaca bahsedeyim istiyorum. Öğrenci bir kızımız “Sıvılardaki su miktarını mıknatısla ölçebilen bir sistem” geliştirerek projesini Tübitak’a sundu. Tübitak bu projeyi değersiz buldu ve reddetti. Fakat aynı yarışta Tübitak “Hoşaf Makinesi” Projesini (birinci) 1. seçti. Projesi reddedilen kız öğrenci pes etmedi ve bu proje Avrupa’da (birinci) 1. Oldu. Nasa’nın da dikkatini çeken bu kızımız “Yeni Mars Projesi” ekibine dahil edildi. “Hoşaf makinesi projesi” karşısında elenen bir proje, “Yeni Mars Projesi”nde yer alıyor. Eğitime verdiğimiz değer ortada. “Hoşaf” hayat kurtaran sıvılar içine alınmalı denirse hiç şaşırmayalım.
Anlaşılan yollara şişe kola dökecek akılsızların varlığı ile sadece milli ruhun gövdede şaha kalkışını izlemeye devam ederiz.
Akıl, bilim, teknik, sanat terk edildiğinde geriye ne kalır?
Sevgi ve aklınızla kalın.











